Search for a command to run...
Bu çalışma, Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel adlı romanını coğrafya-edebiyat ilişkisi ve edebî ekoloji yaklaşımı çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, edebî metinlerde coğrafi mekânın yalnızca olayların geçtiği edilgen bir zemin değil, kültürel bellek, ideolojik çatışma ve çevresel dönüşüm süreçlerini taşıyan kurucu bir unsur olduğu varsayımından hareket etmektedir. Bu doğrultuda roman, Sarı Özek bozkırı merkezinde karasal iklim koşulları, sınırlı biyoçeşitlilik, insan-doğa ilişkileri ve antropojenik müdahaleler bağlamında nitel ve yorumlayıcı bir yöntemle analiz edilmiştir. Çalışmada, öncelikle Sarı Özek coğrafyasının sert karasal iklim özelliklerinin, roman kişilerinin yaşam pratiklerini ve anlatının ritmini belirlediği ortaya konulmuştur. İklimsel koşullar, insanın doğayla uyum içinde var olma zorunluluğunu vurgulayan ekolojik bir çerçeve sunmaktadır. Ardından, romanda sınırlı sayıda yer alan hayvan figürlerinin (tilki ve deve) bozkır ekosisteminin kırılgan yapısını ve geleneksel yaşam biçimlerinin çevreyle kurduğu dengeli ilişkiyi simgesel düzeyde temsil ettiği gösterilmiştir. Bu figürler aracılığıyla doğa, etik ve kültürel anlamlar üreten canlı bir sistem olarak kurgulanmaktadır. Araştırmanın bulguları, demir yolu hattının Sarı Özek coğrafyasında yarattığı mekânsal ve ekolojik parçalanmanın, Sovyet modernleşme ve sanayileşme ideolojisinin doğaya müdahalesini simgelediğini ortaya koymaktadır. Tren yolu, bozkırın doğal ritmiyle uyumsuz, mekanik ve hız odaklı bir yaşam anlayışını temsil ederken, geleneksel mekânsal sürekliliği kesintiye uğratmaktadır. Bu antropojenik müdahalenin en çarpıcı sonucu ise Ana-Beyit Mezarlığı’nın uzay üssüne dönüştürülmesiyle görünür hâle gelmektedir. Kutsal ve kültürel bir hafıza mekânının askerî ve teknolojik bir alana dönüştürülmesi, ekolojik belleğin ve kültürel sürekliliğin sistematik biçimde silinmesini temsil etmektedir.
Published in: Geography with Multidisciplinary Approaches
Volume 3, Issue 4, pp. 275-287