Search for a command to run...
Korku türündeki çocuk romanlarını yazınsal kurgu ve pedagojik işlev açısından incelemeyi amaçlayan bu çalışma, nitel araştırma yöntemiyle yapılandırılmıştır. Çalışmanın veri kaynağını ilkokul ve ortaokul öğrencilerine seslenen, korku türündeki 11 yerli çocuk romanı oluşturmaktadır. Veriler doküman incelemesiyle toplanmış, elde edilen bulgular betimsel analizle çözümlenmiştir. İncelenen romanlarda karakterlerin çoğunlukla devingen nitelik taşıdığı, cinsiyet bakımından dengeli bir dağılım sergilediği ve karakterlerin yaş düzeylerinin genellikle 7-15 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Olay dizisinin büyük ölçüde döngüsel bir yapı gösterdiği belirlenmiştir. Anlatıcı türleri açısından alan yazınında tanımlanan tüm anlatıcı türlerine rastlanmakla birlikte elöyküsel ve senöyküsel anlatıcıların daha yoğun biçimde tercih edildiği görülmektedir. Yer ve zaman ögeleri incelendiğinde romanlarda karanlık oda, fantastik mekân, mezarlık, tekinsiz alan, kuyu, köy evi gibi korku türüne özgü mekânlar öne çıkmış; bu mekânlar terk edilmiş, bozulmuş, kasvetli ve yıkık dökük bir atmosferle betimlenmiştir. Romanlarda korkunun kaynağı olarak fantastik figürler, tekinsiz mekânlar, yetişkin figürleri, toplumsal olgular, ölüm, bilinmezlik, hayvanlar, bilgisayar oyunları, büyü ve ruh çağırma gibi çeşitli unsurların kullanıldığı; özellikle doğaüstü varlıkların başat korku etmeni olduğu saptanmıştır. Karakterlerin korkuyla baş etme biçimleri ise çeşitlilik göstermekte olup korkuyla yüzleşme, korkunun kaynağını araştırma, fiziksel temas kurma, çığlık atma, gözlerini kısma ve dua etme gibi pratiklerin öne çıktığı görülmüştür. Romanlarda tespit edilen arkadaşlık/dostluk, sevgi, paylaşım, yardımlaşma, hayvanseverlik, aile, özdenetim, dürüstlük ve saygı gibi değerlerin bu romanların pedagojik işlevini güçlendirdiği söylenebilir. Bununla birlikte öldürme, hırsızlık, hakaret, alkol, silahlı çatışma, tehdit, hayvana şiddet, tehlikeli oyun, dolandırıcılık, kavga ve kötü alışkanlıklar gibi hedef kitleye uygun olmayan bazı öğeler de belirlenmiştir. Ancak bu öğelerin yoğunluk göstermediği ve çocuk okuru duygusal açıdan örseleyecek düzeye ulaşmadığı görülmüştür.