Search for a command to run...
Zayıf hadis tartışmaları çoğunlukla rivayetlerin fıkhî değeri ve amel boyutu etrafında yürütülmüş; kavramın epistemolojik temelleri ve tarihsel süreçteki gelişimi ise görece ikinci planda kalmıştır. Bu çalışma, söz konusu boşluğu gidermek amacıyla zayıf hadisitanım, yöntem ve hükümsüreçleri üzerinden incelemekte; Hattâbî’nin (ö. 388/998) betimleyici tasnifinden başlayarak İbnü’s-Salâh (ö. 643/1245) ile İbn Hacer el-Askalânî’nin (ö. 852/1449) yaklaşımlarını karşılaştırmalı biçimde analiz etmektedir. İbnü’s-Salâh’ın, önceki birikimi daha belirgin bir tanımsal çerçeveye taşıyarak zayıf hadisi, sahih ve hasen hadiste aranan şartları taşımayan rivayet olarak tarif etmiş ve böylece kavrama usûl literatüründe müstakil bir konum kazandırmıştır. İbn Hacer ise hocası Zeynüddîn el-Irâkî’den (ö. 806/1404) devraldığı “sıfatü’l-kabûl” anlayışını daha sistematik bir metodolojiye dönüştürmek suretiyle yeniden yapılandırmış; kabul dairesinin dışında kalan rivayetleri kuşatanbütüncül bir çerçeve ortaya koymuştur. Bu tekâmül, zayıflık hükmünün tek bir isnâd üzerinden derhal verilememesi, mütâbaʿat ve şevâhid taramasının zorunlu bir denetim ölçütü hâline gelmesi, rivayetler arasında daha nüanslı bir hiyerarşi kurulması ve zayıf-hasen ilişkisine dair ölçütlerin netleşmesi gibi somut metodolojik sonuçlar doğurmuştur. Çalışma, söz konusu tekâmülü süreklilik ve tamamlayıcılık esasına dayalı bir okuma ile ele almakta; İbnü’s-Salâh’ın kurduğu teorik zeminin İbn Hacer tarafından daha sistematik, denetlenebilir ve tutarlı bir metodolojikçerçeveye kavuşturulduğunu ortaya koymaktadır.
Published in: Türkiye İlahiyat Araştırmaları Dergisi
Volume 10, Issue 1, pp. 533-553