Search for a command to run...
Kur’an-ı Kerim’in hermenötik açıdan tartışmalı ve çok katmanlı kavramlarından biri olan ümmîlik, klasik tefsir geleneğinde okuma yazma bilmeyen şeklindeki yaygın epistemolojik tanımla tarihsel bağlamın ve etimolojik kökenin işaret ettiği sosyo-kültürel statü arasında derin bir anlamsal gerilim barındırmaktadır. Bu çalışma, söz konusu kavramın anlamsal çerçevesini belirleyerek İngilizce Kur’an meallerindeki yansımalarını çeviri stratejileri ve mütercim motivasyonları açısından ele almaktadır. Araştırmada kavramın "ümm (anne)” yerine "ümmet (topluluk)” köküyle ilişkisinden ve nüzul ortamındaki kullanımından hareketle on iki İngilizce meal, ilgili ayetlerin muhatap kitlelerine göre tasnif edilerek karşılaştırmalı olarak analiz edilmektedir. İnceleme neticesinde, mütercimlerin kavrama sabit bir sözlük karşılığı vermek yerine ayetin bağlamına ve teolojik önceliklerine göre değişken stratejiler izledikleri tespit edilmektedir. Özellikle Âl-i İmrân 3/75 ve Cuma 62/2 ayetlerinde olduğu gibi ümmî kavramının toplumsal bir kategori olarak kullanıldığı ve Ehl-i kitap ile karşıtlık oluşturduğu yerlerde lafzî çevirinin ayetin mantıksal ve hukuki zeminini karşılamada yetersiz kaldığı görülmektedir. Bu bağlamlarda, mütercimlerin kavramın vahiy kültürüne sahip olmama veya dini aidiyet bakımından ötekini tanımlayan çeviri stratejilerini tercih ettikleri saptanmaktadır. Bilhassa bu ayetlerde Yahudi olmayan anlamındaki ifadelerin tercihi, ümmîliği sosyo-kültürel ve dinsel anlamın aktarımında öne çıkarmaktadır. Buna mukabil, çalışmanın en çarpıcı bulgusu olarak ilgili kavramın Hz. Peygamber’in bir sıfatı olarak kullanıldığı A'râf sûresinin 157-158. ayetlerinde toplumsal bağlamda sosyolojik çeviriyi tercih eden mütercimlerin dahi, Kur’an’ın mucizeliği doktrinini koruma refleksiyle keskin bir stratejik dönüş yaparak geleneksel ve literal anlam takdirlerine geri döndükleri tespit edilmektedir. Bu durum, çevirmenlerin filolojik tutarlılıktan ziyade teolojik bir motivasyonla hareket ettiklerini göstermektedir. Bu doğrultuda çalışmamız, ümmî kavramının salt okuma yazmaya dayalı bir formasyonun eksikliğini değil; Ehl-i kitap müktesebatına ve vahiy geleneğine yabancı olma şeklindeki teolojik bir statüyü ifade ettiğini ortaya koymakta ve İngilizce çevirilerin bu bağlamsal bütünlüğü ve anlam zenginliğini gözetmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Published in: İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi
Volume 15, Issue 1, pp. 357-377