Search for a command to run...
Bu makale, hafiflik kavramının Antik Çağ’dan günümüze uzanan tarihsel, felsefi ve estetik dönüşümünü, modern ve çağdaş sanat pratikleri ekseninde ele almayı amaçlamaktadır. Platon ve Aristoteles’in düşüncesinde kozmolojik ve fiziksel bir ilke olarak değerlendirilen ağırlık kavramı, tek tanrılı dinlerle birlikte ahlaki ve teolojik bir anlam kazanmış; modern bilimle birlikte ise bağlamsal ve ilişkisel bir boyut kazanarak mutlaklığını yitirmiştir. Bu dönüşüm, sanatın özellikle nesne, kütle ve mekânla kurduğu ilişkilerde köklü değişimleri beraberinde getirmiştir. 20.yüzyılın ortalarından itibaren hafiflik, yalnızca biçimsel bir tercih olmaktan çıkmış; beden, zaman, teknoloji ve toplumsal ilişkilerle kesişen etik ve politik bir problem alanı hâline gelmiştir. Popüler kültürde beden algısının dönüşümü, Milan Kundera ve Italo Calvino’nun edebiyatta hafiflik kavramına yönelik yaklaşımları ile Deleuze ve Guattari’nin rizomatik düşünce modeli, bu kavramın çağdaş dünyada çok katmanlı bir düşünsel yapı kazandığını göstermektedir. Bu kuramsal çerçevede makale, heykelin maddesel ağırlığını sorgulayan ve mekânla kurduğu ilişkiyi dönüştüren sanatçı pratiklerine odaklanmaktadır. Félix González-Torres’in İsimsiz (Ross’un Portresi, L.A.), Ayşe Erkmen’in Heykeller Havada, Rachel Whiteread’in İsimsiz ve Tomás Saraceno’nun Bulut Kentler adlı eserlerinden yola çıkarak hafiflik kavramının; beden, kamusal denetim, mekân, temsil, anıt ve ekosistem gibi farklı alanlar üzerinden çağdaş sanat içinde nasıl ele alındığı ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Published in: The Turkish Online Journal of Design Art and Communication
Volume 16, Issue 2, pp. 948-964